Salonu değiştirmeye karar vermek kolay; ilk çiviyi nereye çakacağınıza karar vermek zor. Çoğu kişi doğrudan mobilya vitrinlerine ya da boya kataloglarına bakarak başlıyor, sonra da alınan koltuk duvara sığmadığı için işin en başına dönüyor. Peki salon dekorasyon nasıl yapılır sorusunun gerçek cevabı nereden başlıyor? Renkten, mobilyadan ya da bütçeden değil; ölçüden ve plandan. Aşağıdaki adımlar, tek başına çalışan birinin elinde kalem, metre ve biraz sabırla ilerleyebileceği bir sıra sunuyor.
Bir mekânı tasarlamadan önce onu tanımanız gerekiyor. "Zaten her gün içinde yaşıyorum, tanıyorum" diyebilirsiniz; ama santimetre cinsinden tanıyor musunuz? Kaç santim boş duvarınız var, kapı hangi yöne açılıyor, priz nerede? Bu bilgiler olmadan alınan her karar tahmine dayanır.
Duvar boylarından. Her duvarı zemine yakın bir yükseklikten ölçün, çünkü süpürgelik ve sıva farkları üst kısımda yanıltabilir. Sonra sırayla şunları not edin:
Neden priz bile ölçülüyor? Çünkü koltuk grubunun yerini belirleyen şey çoğu zaman estetik değil, uzatma kablosu istemediğiniz gerçeği oluyor. Aynı şekilde pencere ölçüleri, perde ve tül seçimi aşamasında elinizde hazır bulunmazsa aynı işi iki kez yaparsınız.
Şart değil ama zaman kazandırır. Kareli bir kâğıtta her kareyi 25 cm kabul ederek kaba bir kuşbakışı plan çizin. Ardından mevcut mobilyalarınızın ölçülerini alıp aynı ölçekte küçük kâğıt parçaları kesin. Böylece koltuğu taşımadan on farklı yerleşim denemesi yapabilirsiniz. Sırtınız da bu yöntemi sever.
Alternatifi: mobilyanın oturacağı alanı yerde kâğıt bantla işaretlemek. Özellikle büyük bir köşe koltuk ya da yemek masası düşünüyorsanız, bandı çekip iki gün o alanın etrafında yürüyün. Sürekli takılıyorsanız o mobilya o boyutta olmamalı.
Ölçüden sonraki soru şu: bu odada gerçekte ne yapıyorsunuz? Televizyon mu izliyorsunuz, misafir mi ağırlıyorsunuz, çocuk mu oynuyor, akşamları kitap mı okuyorsunuz? Cevap ikiden fazlaysa salonu bölgelere ayırmanız gerekir: oturma bölgesi, geçiş aksı, varsa çalışma ya da yemek köşesi. Halı, bu bölgeleri görünmez çizgilerle ayırmanın en pratik yolu; bu yüzden halı seçimi ve yerleşimi genelde mobilyadan sonra değil, mobilyayla birlikte düşünülür.
Elinizde plan var, kullanım senaryosu belli. Şimdi kararlar başlıyor. Burada en sık yapılan hata, her şeyi aynı anda halletmeye çalışmaktır.
Rahat bir salonun sırrı çoğu zaman mobilyanın kendisinde değil, aralarındaki boşluktadır. Genel kabul gören mesafeler:
| Nerede | Yaklaşık aralık |
|---|---|
| Koltuk ile orta sehpa arası | 40–45 cm |
| Ana geçiş yolu | 80–90 cm |
| İkincil geçişler | 60 cm |
| Karşılıklı oturma birimleri arası | 200–250 cm’yi aşmamalı |
| Televizyon ile oturma mesafesi | Ekran köşegeninin 2–3 katı |
Karşılıklı koltuklar arası çok açıldığında oda büyük görünmez, sadece sohbet zorlaşır. Salon gerçekten küçükse, boşluk yaratmak yerine algıyı genişletmeye oynamak, yani küçük odaları daha geniş göstermek üzerine düşünmek daha doğru bir yol.
Her salonun bir odak noktası vardır: manzaralı bir pencere, şömine, geniş bir duvar ya da televizyon. Odayı bu noktaya göre kurgularsınız. Odak noktanız zayıfsa siz yaratırsınız — dokulu bir duvar kaplaması, koyu tonda boyanmış tek bir yüzey ya da büyük ölçekli bir tablo bu işi görür. Renk kararını burada, mobilya yerleşimi netleştikten sonra vermek daha kolay olur; çünkü hangi yüzeyin öne çıkacağını artık biliyorsunuzdur. Renklerin ruh hâline etkisi de bu aşamada devreye girer.
Tek başına çalışan biri için sıra şudur: