Bir odayı sıfırdan toparlamaya karar verdiğinizde ilk his genelde heyecan olur: yeni bir renk, yeni bir kanepe, belki bir halı. Ama birkaç hafta sonra oda "bir şeyi eksik" gibi durur. Neden? Çünkü dekorasyonda sonucu bozan şey çoğu zaman kötü zevk değil, sıralamayı ve ölçüyü kaçırmaktır. Aşağıda kendi evini kendi eliyle düzenleyen kişilerin en sık takıldığı noktaları soru-cevap biçiminde ele alıyoruz; amaç size bir kural listesi dayatmak değil, kafanızdaki "acaba yanlış mı yapıyorum?" sorusuna somut cevap vermek.
Dekorasyon hata ipuçları arasında en çok işe yarayanlar, henüz hiçbir şey satın alınmamışken uygulananlardır. Alışverişten sonra düzeltmeye çalıştığınız her hata size para ve zaman kaybettirir.
Çünkü bir mobilyayı beğenmek, onun o odaya ait olduğu anlamına gelmiyor. Mağazadaki 60 metrekarelik açık alanda normal görünen bir köşe takımı, 16 metrekarelik salonda geçiş yollarını kapatır. Sıra şöyle olmalı:
Salon gibi çok işlevli mekânlarda bu sıralamayı adım adım kurmak, işe başlamanın temel adımlarını anlatan rehberde daha ayrıntılı ele alınıyor.
Hayır, hatta yapmamalısınız. Tek hafta sonunda boya, mobilya değişimi ve aksesuar yerleştirmeyi birlikte yapmaya çalışan kişi genelde yarısında pes eder ya da acele kararlar verir. Sağlıklı sıra şu:
Sık görülen hata, bütçenin tamamını göze çarpan tek bir parçaya harcayıp geri kalan her şeyi en ucuzundan tamamlamaktır. Sonuç: pahalı bir kanepe ve onu ezik gösteren ince perde, küçük halı, tek tavan lambası. Bunun yerine paranızı çok kullandığınız ve uzun ömürlü olacak parçalara (oturma grubu, yatak, aydınlatma) ağırlıklı ayırın; sezonluk değişebilecek kırlent, örtü, küçük dekor için küçük bir pay bırakın. Eski bir mobilyayı boyayıp kumaşını değiştirerek bütçeyi rahatlatmak da geçerli bir yöntem.
İki uçta da hata var: her şeyi beyaz-gri yapıp odayı ruhsuz bırakmak veya beş altı canlı rengi aynı odada yarıştırmak. Pratik bir denge yöntemi, hâkim rengi büyük yüzeylere (duvar, zemin, büyük mobilya), ikinci rengi orta ölçekli parçalara (koltuk, halı, perde), vurgu rengini ise küçük dekorlara vermektir.
Bir de renk kartelasına bakıp karar verme hatası var. Kartelada gördüğünüz ton, evinizin ışığında farklı çıkar. Renk psikolojisi ve kombinasyon konusuna ayrılan sayfada bu ilişkiyi ayrıntılı bulabilirsiniz; ama en basit test şudur:
Seçtiğiniz rengi duvarın kendisine en az 50x50 cm boyutunda deneyin ve sabah, öğleden sonra ve gece ışığında bakın. Küçük bir örnek parçası yanıltır.
Tek bir tavan lambasıyla bütün odayı aydınlatmaya çalışmak, dekorasyonu bozan en sessiz hatadır. Işık tek noktadan geldiğinde gölgeler sertleşir, oda düz ve küçük görünür. Çözüm katmanlı aydınlatma: genel ışık + okuma/çalışma ışığı + atmosfer ışığı. Ampullerin renk sıcaklığını da karıştırmayın; aynı odada hem çok beyaz hem çok sarı ışık kullanmak huzursuz bir görüntü yaratır.
Tekstilde ise klasik hatalar şöyle:
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| Perdeyi pencere hizasına asmak | Kornişi pencerenin üstünden yukarıya, mümkünse tavana yakın konumlandırmak |
| Küçük halı seçmek | Halının ön ayakların altına girecek kadar geniş olması |
| Kısa kalan perde boyu | Zemine değen ya da 1-2 cm kalan boy |
Tabloyu çok yükseğe asmak neredeyse evrensel bir hata. Ölçü basit: tablonun merkezi göz hizasında, yani zeminden yaklaşık 145-150 cm yükseklikte olmalı; kanepe üzerine asılıyorsa alt kenarı sırtlıktan 20-25 cm yukarıda durur. Aynalar için de aynı mantık geçerli, ek olarak aynanın karşısına ne yansıdığına bakın: dağınık bir köşeyi çoğaltan ayna hiçbir işe yaramaz, pencereden gelen ışığı yansıtan ayna küçük odayı görsel olarak büyütür.
Objeleri tek tek dağıtmak yerine üçlü gruplar hâlinde, farklı yüksekliklerde toplamak daha derli toplu durur. Bitkilerde de aynı kural işler; ayrıca odanın ışık durumuna uygun tür seçmezseniz dekor kısa sürede solar.