Oturma odasının köşeleri çoğu evde ya boş durur ya da kutuların, katlanmış battaniyelerin, sahibi belirsiz bir sandalyenin toplandığı bir ara alana dönüşür. Oysa köşeler, salonun geri kalanını hiç değiştirmeden yeni bir kullanım alanı kazanmanın en ucuz yoludur. Kendi başına uygulamak isteyen biri için buradaki asıl mesele mobilya satın almak değil, mevcut parçaları doğru açıyla yerleştirmek ve o köşeye kendi ışığını vermek.
Aşağıda, "acaba benim salonumda olur mu?" diye düşünürken aklınıza gelecek soruları sırayla ele alıyoruz.
Bir köşenin oturma alanı sayılabilmesi için üç şeye ihtiyacı var: oturulacak bir yüzey, bir şeyi bırakabileceğiniz bir yüzey ve o alanı odanın geri kalanından ayıran görsel bir sınır. Üçü tamamlanmadığında köşe hep "yarım" görünür.
Salonda genelde dört köşe vardır ama hepsi aynı değildir. Şu sorulara cevap verin:
Hayır, ve aslında en sık yapılan hata tam olarak bu. Bir berjeri iki duvarın tam birleştiği noktaya sıkıştırdığınızda hem oturması zor olur hem de köşe daralmış görünür. Bunun yerine koltuğu 45 derece açıyla, köşeye bakacak biçimde değil, köşeden odaya bakacak biçimde döndürün. Arkasında kalan üçgen boşluğa uzun bir saksı ya da ayaklı lamba girer. Bu tek hareket, köşeyi "artık alan" olmaktan çıkarıp planlanmış bir oturma odası köşe tasarımı haline getirir.
Ölçü olarak akılda tutulacaklar:
| Öğe | Pratik ölçü |
|---|---|
| Tekli koltuk için gereken alan | Yaklaşık 90 × 90 cm |
| Koltuk ile yan sehpa arası | Kol dayanağıyla aynı hizada, 5–10 cm boşluk |
| Geçiş için bırakılacak koridor | En az 60–70 cm |
| Halı yerleşimi | Koltuğun en azından ön ayakları halının üstünde |
Üç parça kuralı işe yarar: bir oturma, bir yüzey, bir ışık. Dördüncü parça ancak bir işlev ekliyorsa girer — örneğin dergi sepeti ya da ayak taburesi. Beşinci parça neredeyse her zaman kalabalık yapar. Küçük salonlarda ayaklı ve ince profilli mobilya seçmek, altından zemin göründüğü için köşeyi ferah tutar; bu, dar odaları geniş göstermenin klasik yöntemlerinden biridir. Elinizde duran ama kullanmadığınız eski bir sandalyeyi boyayıp minderleyerek bu köşeye taşımak, sıfırdan mobilya almaktan hem ucuz hem daha karakterli olur.
Salonun ortasındaki avize köşeyi aydınlatmaz; sadece tavanı aydınlatır ve köşede gölge bırakır. Köşenin kendi ışığı olmak zorunda.
Dinlenme köşesinde 2700K civarı sıcak beyaz ışık kullanın. Salonun genel aydınlatması daha soğuksa bile köşenin sıcak kalması sorun değil, tam tersine o alanı ayırır. Işık şiddeti için tek bir güçlü kaynak yerine, kısılabilir bir lamba veya düşük lümenli iki nokta daha iyi sonuç verir. Kural şu: köşede iki ayrı ışık seviyesi olsun — biri okuma için, biri sadece ortamı yumuşatmak için.
Pencere yanındaki köşede kalın perde ışığı öldürür. Tülü açık tonda tutmak, kalın perdeyi de pencerenin dışına, duvara taşırarak asmak camın tamamının açılmasını sağlar. Köşenin karşı duvarına yerleştirilen bir ayna, gelen gün ışığını köşeye geri yansıtır; bu, doğrudan pencere almayan köşeler için en etkili çözümdür. Aynayı yerleştirmeden önce elinize alıp duvara tutarak yansımayı kontrol edin — karşısında dolap arkası görünüyorsa vazgeçin.
Sadelik, her şeyin beyaz olması demek değil. Köşe duvarını salonun tonundan bir kademe koyu bir renge boyamak ya da tek duvarda dokulu bir yüzey kullanmak, o alanı mobilya eklemeden ayırır. Aynı işi küçük bir halı da yapar. Yeşil bir bitki, boyalı duvarla birlikte köşeyi tamamlay